8 Mart 2026 ATKB

Bugün 8 Mart.
100 yılı aşkın süredir, biz kadınlar ve dünyanın tüm kadınları bu günü kutluyoruz.
1910 yılında 8 Mart’ın Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü olarak ilan edilmesinden
bu yana 116 yıldır bu geleneği sürdürüyoruz.
116 yıldır dilimizden düşmeyen:

  •  Eşit işe eşit ücret!
  • Kadınlar üzerindeki her tür baskıya, sömürüye ve şiddete hayır!
  • Yaşasın 8 Mart!

sloganlarını, bu yıl da haykırıyoruz.
Neden haykırıyoruz?

Çünkü hâlâ eşit işe eşit ücret talebimizi savunuyoruz.
Çünkü hâlâ kadınlar üzerindeki baskı, sömürü ve şiddet sona ermedi.
Çünkü hâlâ yaşamın her alanında eşit haklarımız gerçekleşmedi.

8 Mart’ın Uluslararası Kadınlar Günü olarak ilan edilmesine öncülük eden Alman
sosyalist Clara Zetkin’i sevgiyle anıyor ve kendisine teşekkür ediyoruz. 1910’da
Kopenhag’da toplanan Uluslararası Emekçi Kadınlar Konferansı’nda Zetkin’in önerisi,
17 ülkeden 100 kadın tarafından oy birliğiyle kabul edildi. O tarihten itibaren bu gün,
dünya genelinde kadınların eşit hak taleplerini seslendirdiği bir gün hâline geldi.
Ancak 8 Mart’ın ortaya çıkışı yalnızca 1910 ile açıklanamaz. Kadınlar, kapitalizm
öncesi dönemlerde de baskı ve sömürüye maruz kaldı; kapitalist dönemde ise bu
baskı daha da arttı. Kadınlar ekonomik ve cinsel sömürüye yoğun şekilde maruz
kaldı, fakat her zaman hak ve eşitlik mücadelesi verdiler.
Bugün, 19. yüzyılda fabrikaları dolduran, üretimi durduran ve meydanlarda “Eşit oy
hakkı!” diye haykıran cesur kadınları selamlamak için buradayız. Onlar, “Eşit işe eşit
ücret!” ve “Yaşamın her alanında eşit haklar!” talebiyle korkusuzca mücadele ettiler.
Coplara, kurşunlara, yangınlara rağmen geri adım atmadılar. Tarihi değiştiren
iradeleriyle 8 Mart’ın temelini attılar. Bugün sahip olduğumuz her hak, onların cesareti
ve fedakârlığı sayesinde mümkün oldu.
Ve bu onurlu mücadeleyi dünya kadınlarının ortak günü hâline getiren Clara Zetkin
ve yoldaşlarını saygıyla anıyoruz. 1910’da yükselen çağrı, bugün dünyanın dört bir
yanında yankılanmaya devam ediyor. 8 Mart, yalnızca bir tarih değil; direnişin,
dayanışmanın ve eşitlik umudunun adıdır.

Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle geçmişin fedakâr ve mücadeleci
kadınlarına söz veriyoruz:
Mücadelenizi büyüteceğiz! Eşitlik, özgürlük ve adalet sağlanana dek
susmayacağız!
Değerli arkadaşlar,
Kadınlar olarak yüzyıllardır erkek egemen düzenin şiddetiyle karşı karşıyayız. Bu
şiddet bazen bir tokat, bir yumruk; bazen de bedenimize ve onurumuza yönelen
cinsel saldırılarla kendini gösteriyor. Ne yazık ki çoğu zaman bu şiddet kadın
cinayetleriyle son buluyor.
Her gün gazetelerde, televizyonlarda aynı acı haberler:
 Bir kadın daha darp edildi.
 Bir kadın daha tecavüze uğradı.
 Bir kadın daha hayattan koparıldı.
Bu haberleri yalnızca izlemiyoruz; içimizde hissediyor, acısını yaşıyoruz.
 Rakamlar yalan söylemez:
 UNICEF’e göre 18 yaşından önce tecavüze uğrayan veya cinsel tacize maruz
kalan 370 milyonu aşkın kız çocuğu ve kadın var.
 Her 5 kız çocuğu ve kadından 1’i bu şiddet türlerinden etkileniyor.
 Her altı dakikada bir kişi tecavüze uğruyor.
 Her dört kadından biri hayatı boyunca en az bir kez tecavüze veya cinsel
istismara maruz kalıyor.
 Hollanda’da her yıl 100.000 kişi tecavüze uğruyor.
Burada paylaştığımız rakamlar, buzdağının sadece görünen kısmı olabilir. Çünkü
çoğu şiddet ve tecavüz vakası, korku, baskı ve utanç nedeniyle gizleniyor. Nice acılar
sessizliğe gömülüyor, nice çığlıklar duyulmuyor.
Ama artık susmayacağız!
Artık görmezden gelmeyeceğiz!
Bir gerçeği haykırıyoruz:
BU SORUN SADECE BİR KADININ DEĞİL, HEPİMİZİN SORUNUDUR!
Şiddete karşı mücadele, insanlık mücadelesidir!
Sizlerin de yakından tanık olduğu pek çok şiddet, cinsel taciz ve tecavüz olayı
ışığında rahatlıkla söyleyebiliriz:
 Şiddet ve tecavüz, sadece doğrudan mağdur olan kadınların değil, tüm
kadınların sorunudur.

 Özellikle çocukların uğradığı cinsel taciz ve tecavüz, toplumsal şiddetin çok
daha ağır boyutlarındandır.
 Savaşlarda bu tür olaylar katlanarak artmakta ve ilk kurbanlar yine kadınlar ve
çocuklar olmaktadır.
Buna karşın biliyoruz ki, erkek egemen sisteme karşı bilinçlendikçe, örgütlendikçe ve
güçlendikçe şiddeti geriletmek mümkündür. Dünya çapında bunun çok sayıda örneği
vardır. Ancak kadına yönelik şiddet, cinsel saldırı ve öldürmeler hâlâ devam ediyor;
dolayısıyla kat edeceğimiz yol uzundur.
Bu nedenle, bu sorun yokmuş gibi davranamayız; gerçeğe gözlerimizi ve
kulaklarımızı kapatamayız.
200 yıla yakın süredir devam eden “Yaşamın Her Alanında Eşit Haklar”
mücadelesi asla durmadı ve hâlâ devam ediyor. Bizden önceki kadınlardan
devraldığımız bayrağı hep birlikte taşıyoruz ve taşıyacağız. Mücadelemizdeki en
büyük güç, bilinçlenmemiz ve örgütlülüğümüzdür.
Bütün bunlara dur diyecek olan biz kadınlarız; eşitlik isteyen herkesle kol kola, omuz
omuza mücadele alanlarında olacağız.
Yaşasın “Yaşamın Her Alanında Eşit Haklar” mücadelesi!
Yaşasın 8 Mart, Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü!