YAŞASIN 8 MART EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ !
Bu yıl, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü, krizin, yoksullaşmanın ve işsizliğin giderek arttığı koşullarda kutluyoruz.
8 Mart Emekçi Kadınlar Günü, kadınların “yoksulluğa hayır!” dedikleri; “eşit işe eşit ücret!” , “insanca yaşam hakkı!” vb taleplerini bir kez daha haykırdıkları bir gündür. 8 Mart, kadınların, yılmadan ve kararlıca, bu talepler uğrunda verdikleri mücadelelerini yükselttikleri bir gündür.
8 Mart, kadınlara armağan edilmiş sıradan bir gün değil; tam tersine kadınların, dişleri ve tırnaklarıyla kazandıkları, uğruna hayatlarını verdikleri bir gündür. Onun ilk doğduğu tarihlere, New York’lu yüzbinlerce tekstil işçisi kadının, bu haklı talepleriyle sokakları doldurdukları ve hayatları pahasına mücadeleye atıldıkları 1857’ye baktığımızda, bu günü daha iyi anlarız.
Bu günün, 8 Mart’ın önemi ve anlamı, biz kadınların sadece dünü değil, bugünü ve yarını açısından da büyüktür. Aradan geçen 152 yıl sonra yineliyoruz ki, 8 Mart’ı 8 Mart yapan, nasıl ki mücadeleci kadınların kendisidir… Buna sahip çıkacak ve onu bu anlamıyla yaşatacak olanlar da, yine emekçi kadınların kendisidir. Biz emekçi kadınlarız!
Bugün 8 Mart’ı, yine sevinç ve mücadelemizi ilerletmek umuduyla kutlarken, içinde bulunduğumuz genel toplumsal ve ekonomik durumu da görmek durumundayız. Sosyal, ekonomik vb gelişmeler, bu yılın ve önümüzdeki yılların, bizler açısından zor günlerin yaşanacağı yıllar olacağına işaret ediyor. Özellikle borsa ve banka kriziyle başlayan ve giderek ekonomik yaşamın bütün alanlarını etkileyen bu kriz, bizleri ve tüm toplumu yakından etkilemektedir.
Hollanda’da da etkili olmaya başlayan kriz nedeniyle, yüzbinlerce çalışan işini kaybetmeye başladı bile. Hükümet tarafından da açıklandığı gibi, bu yıl içinde 100.000 çalışan işini kaybedecek. Bu sayı, önümüzdeki yılllarda da, katlanarak devam edecektir.
İşsizlik ve hayat pahalılığı, doğaldır ki, özellikle emekçileri ve en başta da kadın emekçileri vuracaktır. Kaldı ki, daha şimdiden bu krizin etkilerini hissetmeye başladık ve önümüzdeki dönem, bunun daha da etkili olacağı ortada.
Krizin sahibi olan sermaye sahipleri ve onların hükümetleri, bunun bedelini bize ödetmeye, faturasını bize kesmeye gayret ediyorlar.
Burada, bu gün vesilesi ile bir kez daha tekrarlıyorum: Ne geçmişteki ve ne de bugünkü krizi yaratan bizler değiliz. O halde, krizin faturasının bize kesilmesine de razı olamayız, olmamalıyız!
Bugün dünyanın sayısız kentinde, kadın ve erkek emekçiler, kol kola omuz omuza “krizin bedelini biz ödemeyeceğiz” diyerek sokaklara çıkıyorlar. Binler, onbinler, yüzbinler, krizin faturasını ödememek için, işsizliğe ve hayat pahalılığına karşı, insanca yaşam hakkı talebiyle seslerini haykırıyorlar. İnsanca ve adaletli bir troplumda yaşamak ve çocuklarına iyi bir gelecek için mücadele ediyorlar.
O halde, bugün, bu 8 Mart kutlaması vesilesiyle, sizlere sesleniyorum:
Biz emekçi kadınlar olarak, sesimizi, dünyanın bütün kadınlarının, bütün emekçilerinin sesine katalım!
Gücümüzü, onların gücüyle birleştirelim!
Biz emekçi kadınların ve bütün emekçilerin, dil, din, milliyet, mezhep, renk ve köken olarak bölünmesine izin vermeyelim!
Yerli ve yabancı ayrımı yapmadan; “böl-parçala-yönet” oyunlarına gelmeden, emekçi kadınlar olarak birleşelim! Birliğimizi daha da güçlendirelim!
152 yıl önce New York’lu emekçi kadınların haykırdığı “eşit işe eşit ücret!” ve “insanca yaşam hakkı!” taleplerine, biz de sahip çıkalım!
Bu talepleri, yoksulluğa ve işsizliğe karşı mücadelede inatla savunalım! “yaşamın bütün alanlarında eşit haklar istiyoruz” diyen talebimizle birleştirelim!
Konuşmama burada son verirken, bir kez daha sizlerin, bütün emekçi kadınların, dünyanın bütün emekçilerinin 8 Martını kutluyorum!
8 Martınız kutlu olsun!
Yaşasın 8 Mart!
Yaşasın dünya emekçi kadınlar günü!
