Kadınlara yönelik şiddet

GİRİŞ

Kadınlara yönelik şiddetin giderek artıyor olması düşündürücüdür.
Kadınlara yönelik şiddet son yılların önemli tartışma konularından birini oluşturmakta. Özellikle Hollanda’da ki son olaylar bu tartışmayı zorunlu kılmıştır. Son yıllarda 3 kadının öldürülmesi sorunun küçümsenmeyecek düzeyde olduğunu göstermiştir.
Yapılan araştırmalara göre gerek Hollandalı gerekse yabancı kadınların şiddete maruz kalmalarında bir artış olduğu tespit edilmiştir. Kuşkusuz bu oran yabancı kadınlar arasında daha yoğun yaşanmaktadır.
Bu sorun uzun yıllardır ATKB’nin gündemindeydi. ATKB bu soruna yönelik çeşitli düzeylerde çalışmalar sürdürdü ve sürdürecektir. 2004 – 2006 sürecini de kampanya biçiminde planlamıştır. Sorunun ciddiyetinden dolayı birçok toplumsal örgütün gündemine de girmiştir. Örneğin, Uluslararası Af Örgütü 2004-2005 yılını “Kadınlara Yönelik Şiddete Hayır” yılı olarak ilan etmiştir.

Amacımız, bu broşür aracılığıyla aile içi şiddetin özel bir sorun olmayıp, toplumsal sorun olduğunu açıklamak ve şiddetin her türlü biçimine karşı mücadele etmektir. ATKB şiddet olgusunu aşağıdaki biçimiyle ele almaktadır.

Şiddet

Belli bir gücün, diğer bir güç üzerinde, bir cinsin diğer bir cins üzerinde uyguladığı baskı biçimlerinden biridir. Şiddet dünyanın her yerinde uygulanmaktadır. Bundan dolayı da özel bir sorun olmayıp genel toplumsal sorun olarak açıklanabilir.
Güçler ve cinsler arasındaki bu eşitsizlik baskı ve sömürüyü de beraberinde doğurmuştur. Cinsler arasındaki toplumsal eşitsizlik, erkek cinsin kadın cinsin üzerinde baskı ve şiddeti de doğurmuştur.

Erkek cinsin kadın cinsin üzerindeki baskı, şiddet ve sömürüsü tarihsel olarak ilk baskı ve şiddet biçimini oluşturmaktadır. Kadınların cins olarak küçümsenmesi, ekonomik ve sosyal yasamdan uzak tutulması kadın cinsinin erkek cinsine bağımlı hale getirmiştir. Ekonomik gücün erkek cinsin elinde toplanması kadınları toplumsal olarak da geri plana atmıştır. Ekonomik güç ilişkisi toplumsal eşitsizlikle birlikte cinsler arası eşitsizliği derinleştirmiştir. Bu nedenlerden dolayı kadın cinsine yönelik baskı ve şiddet özel bir sorun değil toplumsal bir sorundur. Bu sorun toplumsal olarak ele alınmalı ve bu biçimiyle çözümlenmelidir.

KADINLARA YÖNELİK ŞİDDET

Kadınlara yönelik şiddet aşağıda sıralayacağımız biçimlerde uygulanmaktadır.

  1. Aile-içi şiddet: Aile-içi şiddet fiziksel,psikolojik ve cinsel biçimlerde gözükmektedir.Kadın cinsi yukarda saydığımız biçimiyle ağır bir biçimde aşağılanmakta ve ezilmektedir.Kadınlar hiçe sayılıp, değer verilmemektedir.
  2. Toplum içinde şiddet: Tecavüz, kadın vücudunun cinsel obje olarak kullanılması,fuhuşa zorlanması, iş yerlerinde sözlü ve fiziksel saldırı vb.
  3. Devletin uyguladığı şiddet:Dünyanın bir çok ülkesinde kadınlara yönelik cinsel tecavüz ve ağır psikolojik baskılar uygulanmaktadır.Savaş koşullarında kadınlar bunu çok ağır biçimde yaşamaktadır.Tecavüzler,fuhuşa zorlanmaları,cinsel köleleştirme vb. biçiminde görülmektedir.

AİLE-İÇİ ŞİDDET

Aile-içi şiddet, genel olarak kadınlara yönelik uygulanan şiddetin bir biçimidir. Aile-içi şiddet özel sorun gibi yansıtılsa da özel sorun olmayıp tamamen toplumsal bir sorundur. Bu sorun toplumsal olarak ele alınmalı ve çözülmelidir.Dünyanın bütün ülkelerinde aile-içi şiddet yaşanıyorsa bu sorun genel bir sorundur. Genel olarak devletin uyguladığı şiddet, toplumsal olarak cinsler arasındaki eşitsizlik, kadın cinsi üzerinde yaratılan düşünce ve önyargılara karşı mücadele edilmedikçe aile-içi şiddet ortadan kalkmaz.

Ne yapmalı ?

Özellikle aile-içi şiddetin kurbanı kadın ve çocuklardır. Şiddete maruz kalan kadınlar, bunu bir “kader” olarak görmeyip, şiddetin her türlüsüne karşı çıkmalı, gerekli kurum ve kuruluşları zorlayıp kendileri ve çocukları için uygun olanakların yaratılması için mücadele vermelidirler. “Aile-içi sorun” deyip sineye çekmemek, sessiz kalmamak gerekiyor. Çünkü bu durum, birçok aile içinde yaşanıyorsa, yalnızca kendimizin sorunu olmadığını da görmeliyiz. Genellikle, bu tür sorunlar, aile-içi sorunladır denilip kadınlar, yalnızlaştırılmaya, susturulmaya çalışılmaktadır. Bu da bir anlayışın sonucudur. Bu tür anlayışlarla mücadele edilmedikçe aile-içi şiddet daha ağır bir biçimde gelişip devam edecektir.